Kişisel Gelişim

Akışı Anlamak

  • 14 Nisan 2018

Sabah alarmınız çaldı, uzanıp telefonunuzun alarmını kapattınız ya da hala geleneksel birkaç şeyi hayatında tutmayı başaranlardansanız çalar saatinizi. Yatağınızdan kalktınız, yüzünüzü yıkadınız, dişinizi fırçaladınız tüm bunları yaparken aklınızda birden fazla farklı konu var. Okula ya da işe gitmek için yola koyuldunuz. Çok keyfiniz yok, yine yapmak istemediğiniz sayısız iş nedeniyle yola düştüğünüz için keyfiniz olmasını beklememeliyim zaten. Şimdi her gün yaşadığınız bu filmi burada durduralım.

Bir de hayatınızın unutulmaz anıları arasında saydığınız bir an’a gidelim. Örneğin kaymayı sevenler için anlatalım şimdi. Dik bir yamaçtan aşağı doğru kendinizi bıraktınız. Aklınızda tek bir şey var; kusursuz karın üzerinde sessizce kaymak. Kaymaya odaklısınız, karı hissediyorsunuz, rüzgarın yüzünüze çarpışının farkındasınız, deneyime odaklısınız. Başka hiçbir şey hakkında düşünmüyorsunuz. Tek bir şey var o an hayatınızda, farklı konulara ya da düşüncelere yer yok. Keyfini çıkarıyorsunuz ve mutlusunuz.

Bu tarz deneyimleri, sevdiğiniz şeyleri yaparken hepiniz yaşamışsınızdır. Sevdiğiniz bir romanı okurken, yemek yaparken ya da fotoğraf çekerken. Zaman adeta yok olur. O işi yaparken ne kadar sürenin geçtiğini farketmezsiniz.  Pozitif psikolojide de yer alan, Macar Psikolog Mihaly Csikszentmihalyi tarafından adlandırlılan “Akış” işte tam olarak budur. Bir işi yaparken o işle bir olmak, zamanın nasıl geçtiğini anlamamak. Yaptığınız işe tamamen odaklandığınızda ve kendinizi verdiğinizde ortaya çıkıyor akış. Tümüyle onun bir parçası haline gelmeniz gerekiyor.  Bu özel durum sanatçılarda, yazarlarda, atletlerde ve satranç oyuncularında sıkça görülüyor. Tutkunun olduğu yerde akışın ortaya çıktığını söyleyebilir miyiz o halde?

Şimdi kendimize dönelim. Her türlü kaygınızı unutturacak kadar hayatınızda ne var? En çok neyi yaparken mutlu oluyorsunuz? Bu sorular akışı hayatınıza dahil etmenizi sağlayacak aktiviteleri keşfetmenizde yardımcı olabilir.

 

Henüz yorum bırakılmamış
Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu paylaşın