Kişisel Gelişim

İşini Yarım Bırakanlardan mısınız?

Yoğun gündem, durmaksızın değişen alışkanlıklarımız, odaklanamamak bizi başladığımız işin üzerinde çalışmaktan, onu devam ettirmekten alıkoyuyor. Kimi zaman farklı bir projenin ya da fikrin başlatılmasının heyecanına kapılıyoruz kimi zaman da üzerinde çalıştığımız konuyla ilgili önümüze çıkan engellere karşı yenilgiyi çabuk kabulleniyoruz. Pes etmeye daha meyilli oluyoruz. Karşımıza çıkan sorumluluklar, görevler peşi sıra sırtımıza yük üstüne yük olunca artık cebimizde hazır tuttuğumuz beyaz bayrakları çekinmeden dalgalandırıyoruz.

Kendimden örnek verecek olursam bu sıralar günlük hayatım oldukça yoğun. Uzayıp giden iş listelerini eritmek için masaya oturduğumda uzun süre odaklanamama, gelen bir mail’le bölünme, sorulan bir sorunun ardından yaptığım işi bitirmeden bırakıp farklı bir işe geçme durumları bana bir süredir yardımcı olmuyordu. Tabii şu gerçeği bir kenara koyuyorum, gün 24 saat ve her şeyi bir günde yapamayız. Fakat iyi bir planlama ile başladığımız işleri bitirmek daha kolay bir hale gelebilir.

Arkamıza dönüp baktığımızda gerektiği yere taşınamayan her bir hedefin yarattığı kocaman baskıyla başarısızlıklarımız, bizi içten içe yiyip bitiriyor. Hem ruhen hem bedenen yorucu bu sürece düşmemek için bazı konuların daha farkında olduğumuz bir yaklaşımla silkelenmeli. Tam olarak bu noktada üç ayaklı bir düzen ile yarımlıklarla dolu hayatın kontrolünü elimize almak gerekiyor.

#Zaman Yönetimi Sizin Elinizde

Etraftaki insanlara ara sıra bakıp merak ederiz: “Bu kadar yüksek enerjili, aktif bir hayat tarzını nasıl oluyor da başarıyla devam ettirebiliyorlar? Bunca iş için onca vakti nereden buluyorlar?” Bu soruyu bizzat gidip sorduğumuzda alacağımız cevap genellikle şöyle: “Bilmem, bir şekilde oluyor işte.”

Arkadaşımızdan aldığımız bu tatmin etmeyen yanıtla, çözümün kaynağının (yine) bizde olduğu görüyoruz bir bakıma. Başımızı kaldıracak zamanımız gerçekten de yok mu? Zamanı nasıl algıladığımızı ve onu etkin kullanıp kullanmadığımızı sorgulamak yapabileceğimiz ilk şey. Günlük aktivitelerimizi zaman odaklı bir çizelge ile ölçmek, her birini tabloda kuş bakışı görmek faydalı olabilir. Bu konular üzerine şapkayı masaya koyup düşünmek bile içinde yıllar geçirdiğimiz, alışık olmaktan değerini anlayamadığımız zamanımızın kör noktalarını açığa çıkaracaktır.

#Motivasyonunuzu Yüksek Tutun 

Adım attığımız her işte, heveslerimizin temelini anlamak, baş koyduğumuz yolda bize gerekli sağlamayı sunar. Neyi, nasıl, neden yapmak istediğimizin cevaplarını zihnimizde iyice oturtmak oldukça önemli. Tanımadığımız bir sahada boşa kürek çekerek yıprattığımız şey tutkunun ta kendisi oluyor çünkü. İnandığımız, değer verdiğimiz her iş, kaynağı içimizde olan özünü besler durur. Bu da bizi her daim diri tutar.

Motivasyon iki soru çevresinde şekillenecektir: Bu işi yapmayı seviyor muyum? Bittiğinde bana katacakları ve ondan alacaklarım bana ne kadar uyuyor? Bunların yanı sıra kararlılığımız ve bunu sosyal alanda göstermemiz de motivasyonumuza katkı sağlar. Aileyle, arkadaşlarla paylaştıkça onların bize tuttuğu aynalar, işi iyice tanımamıza ve heveslenmemize yardımcı olur.

#Harekete Geçin

Zamanı yönetememe ve motivasyon sağlayamama sorunlarını çözdükten sonra yapılacak tek iş harekete geçmek.  Burada önemli iki durum var. İlki olan çalışmak da kendi sisteminin kurulmasını ister. Farklı işlerin haliyle farklı çalışma prensipleri vardır. Burada o alanda deneyim kazanmış kişilerden alınan tavsiyeler, internet üzerinden yapılacak nokta atışı araştırmalar, bizim metotlara olan esnekliğimiz ve uyumumuz dikkatle incelenmesi gereken konular.

İkincisi, emek çok yorucu bir hale gelmemeli. Yaptığınız iş bize bir şeyler katmalı, bizden eksiltmemeli. İş ve iş dışı hayattaki dengeyi koruyamadığımız bir süreç her iki tarafı da etkiler. Üzerinde gece-gündüz geçirdiğimiz projelerin bizden maddi-manevi kıymetçe aldıklarıyla kuracağımız denklem, umduğumuz gibi çıkmayabilir. Teraziyi sık sık yoklamakta fayda var.

 

Henüz yorum bırakılmamış
Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu paylaşın