Pozitif Sohbet

Rüya Büyüktetik: “Ne yapıyorsan içine mutluluk kat!”

  • 3 Haziran 2017

Ne yapıyorsan içine mutluluk kat!

Sevdiğiniz, işine sonuna kadar güvendiğiniz ve zaman geçirmekten mutluluk duyduğunuz biriyle bir kahve içmek gibisi yoktur. Hele o kahveyi sizin için çok önemli olan yeni projeniz için yapacağınız bir sohbet eşliğinde içmek, inanılmaz bir keyif. Sizin de gerçekleştirdiği başarılı projelerden ve keyifli blog’undan tanıdığınızı tahmin ettiğim Rüya Büyüktetik ile buluşmak üzere bir Cumartesi günü Kızıltoprak’tan Yeniköy’e doğru yola çıktım. Aslında Rüya da ben de Anadolu yakasında oturuyoruz. Ancak Pozitif Omlet için yapacağımız bu sohbetin özellikle Yeniköy’de, Yeniköy Lokantasında olmasını istedik. Çok güzel bir hikayesi var Yeniköy Lokantası’nın. Ben şimdi anlatmıyorum, aşağıda Rüya’nın ağzından dinleyin diye. Girişi kısa kesiyor, sohbetimize hızlıca başlıyorum.

Tuğçe: Rüya kendini çok kısa tanıtır mısın? Kimdir Rüya, ne yapar?

Rüya: Aslında iki senedir çok karışık ilerleyen bir süreç oldu benim için. Ben bugün itibariyle bir blogger’ım ve blog yazıyorum. Çok yeni bir youtube kanalım var ve orada videolar yayınlıyorum. Bir yandan dijital projelere imza atıyorum, online’da offline’da bir çok iş yapıyorum. Bir yandan da markalarla dönemsel iş birlikleri yapıyorum. Aslında çok hareketli 7-24 çalıştığım bir hayatın içerisindeyim.

Tuğçe: Hiç de sıradan olmayan bir hayatın var.

Rüya: Biraz 🙂

Tuğçe: Şu anda işin gereği sabit bir ofisin yok. Çok dinamik bir akış içerisindesin. Sürekli üretmek ve sürekli kendini beslemek durumundasın. Aslında bu bir tercih ve önemli bir karar. Senin daha önce kurumsal hayatın içinde olduğunu da biliyorum. Ofis hayatından uzaklaşıp, blogger olmak istemenin sebepleri neydi?

Rüya: Mezun olduktan sonra beş sene boyunca Amerikalı bir insan kaynakları şirketinde çalıştım. Bu sırada da mezun oldum, çalışıyorum ama “Bu beni mutlu ediyor mu? Ne yapmalıyım ben?” diye düşünüyorum. Üniversitede Avrupalı moda blogger’larını takip etmeye başlamıştım. O zamanlar çok hoşuma gitmişti bu fikir çünkü modayı çok seviyorum, yazmayı seviyorum. Bu ikisi birleşince blog açma fikri oluştu. Blog dünyası çok geniş ve çok heyecanlı. Ben de deneyebilirim diye düşündüm ve bütün olay deneyerek başladı aslında, devam ettirdim. O zamanlar kurumsal hayatın içindeyken de bu işi büyük bir disiplinle yapıyordum. Haftada 3 tane stil postu yüklüyordum blog’a.

Tuğçe: Aslında boş zamanlarını dahi yapmak istediğin, hedeflediğin şey için harcıyordun.

Rüya: Ve çok mutlu ediyordu beni. Bu bana çok pozitif katkısı olan bir şeydi. Kimle konuşursam konuşayım söylüyorum, ne iş yaparsanız yapın, ne yapmaya karar verirseniz verin, sevdiğiniz ve sizi besleyen bir iş yapın. Çünkü ne kadar beslenirseniz siz de o kadar o işi besliyorsunuz. Bu şekilde yaptığınız işin büyümeme ihtimali sıfır zaten. Sonra 2015’in başında ben kurumsal hayata veda ettim. O dönemde kurumsaldayken projeler gerçekleştirmeye başlamıştım. Her zamanki gibi seçe seçe ilerlemiştim. İçime sinen işler yaptım. 2 senedir full-time bu işi yapıyorum. Blog çok enteresan bir dünya bana çok farklı kapılar açtı. Mesela blog’un ardından 2,5 sene gazetede köşe yazdım moda üzerine. Mesela bir markanın vitrinini de boyadım gibi (Rüya burada gülüyor çünkü vitrini birlikte boyamıştık J). Enteresan deneyimler kazanıyorsun, bir çok insanla tanışıyorsun. Çok aktif, hayat dolu bir iş. Sabahtan akşama kadar cumartesi, pazar da dahil olmak üzere çok aktif bir şekilde çalışıyorum.

Tuğçe: Bu kadar çalışmak da sana büyük bir başarı da getirdi. Şu anda moda blogger’ları konusu açıldığında ilk söylenen isimler arasında sen varsın. Peki senin gibi başarılı biri yola çıkarken hedefleri nasıl belirledi? Bu her alanda olabilir, Rüya başarmak istediği işe başlarken hedeflerini nasıl koyar?

Rüya: Ben çok kalbimden hareket eden bir insanım. Eğer bir şeyi çok seviyorsam ve istiyorsam, o şeye kendimi adarım. Blog da benim için öyle oldu. Azimli bir insanım. İyi şeyler üreteyim, kendimle yarışayım, kendimi geliştireyim, kendim gelişirken içinde bulunduğum sektörü de geliştireyim istiyorum. Bu iş günü sonunda bir duvarın önüne geçip iyi poz vermekten çok daha fazlası ve fazlası olmalı da. Beni kalpten çok heyecanlandıran işlerin peşinden çok koşturup üstüne çok kafa yormak. İşte bu sorunun cevabı bende o. O zaman çalışıyormuşsun gibi zorunluluk hissetmiyorsun, sürekli üretmek istiyorsun. Bir şeyler daha yapayım istiyorsun. Daha iyisi nasıl olur diye düşünüp, sürekli beslemek istiyorsun ve bu da başarıyı getiriyor.

Tuğçe: Bu arada şununu da söylemek istiyorum, biliyorsun Pozitif Omlet’i ben de kurumsal hayatımdan geriye kalan boş zamanlarda yapıyorum. İlk başlarken yapabilir miyim, zaman ayırabilir miyim diye düşündüğüm noktada aklıma sen geldin. Çünkü daha önce seninle konuşmuştuk; blog’unu ilk açtığında kurumsal hayatın içinde olduğunu ve çok istediğin bu işin peşinden gittiğini, tüm zorlukların üstesinden gelmek için çok çalıştığını. Bana ilham verdin, bu vesileyle de sana teşekkür etmek isterim. Pozitif Omlet’in ilk röportajının seninle olması ayrıca anlamlı benim için.

Rüya: Şu anda bana sürpriz yaptın, bana daha önce bahsetmemiştin. Şu an çok duygulandım. Çünkü yengeciz 🙂

Ve ikimizde daha fazla duygulanmadan bir sonraki soruya geçiyoruz  🙂

Tuğçe: Aslında kurumsal hayattan ayrılmak bir riskti senin için. Ne olursa olsun sabit bir gelirin vardı. Evet öbür tarafta sevdiğin bir iş var ama günümüzde bu bir risk, önemli bir kriter. Bu riski almasaydın da bambaşka bir Rüya olacaktı karşımızda. Belki daha az sevdiği işi yapan bir Rüya olacaktı. Sence o Rüya ne hissediyor olurdu şu anda? Pişmanlık duyuyor olur muydu?

Rüya: Bu bir riskti doğru. Çünkü biz şöyle büyüdük; aman kızım bir işin, olsun bir gelirin olsun, bir altın bileziğin olsun. Hep böyle bir mantıkta büyüdük. Böyle olduğu için ilk önce alınacak risk; insanda sabitleşmiş düşünce kalıbını kırmakla başlıyor. O zaten bence riskin en büyüğü. O güvenli alandan çıkıyorsun ve diyorsun ki ben farklı bir şey yapayım. Ne kadar farklı bir şey yaparsan o kadar çok besleniyorsun.

Hepimiz hayatta farklı sorumluluklarımızdan ötürü geçim kaygısı yaşıyoruz. Zor bir ülkede yaşıyoruz, çok güzel ama çok zor. Örneğin ben hep istiyorum ki bir insan sadece seramik yaparak mutlu oluyorsa hep seramik yapsın, onunla geçinebilsin. Örneğin; şu anda Yeniköy’de Yeniköy Lokantası’ndayız. Lale Teyze buranın sahibi, benim çok yakın arkadaşımın annesi. O da sürekli şu düşünceyle yaşıyordu, ben şu anda yaptığım işte mutlu değilim. Bir lokantam olsun, küçük olsun benim olsun. Evden çıkayım, lokantama giderken ortancalarımı alıp, oraya öyle gideyim istiyor. Bunların hepsi bir risk ve o bunu gerçekleştiriyor. İşte bu riski alamayanlara önerim; bu kaldıramayacağınız bir risk gibi geliyorsa da muhakkak yaptığınız işte sevecek yönler bulun. Sırf sana getirdiği artılar sebebiyle bile minnet duyabilirsin ve daha mutlu olman gerektiğini hatırlatabilirsin kendine.

Tuğçe: Severek yapmaya başladığın noktada çok farklı kapılar da açılmaya başlıyor bir anda. Zaten mutluluğun sırrı, kurumsalı bırak ya da şu anda ne yapıyorsan onu bırak ve kendi işini yap değil tabii ki. Mutlulukla o işi yapmak hayatı çok daha farklı bir noktaya taşıyor aslında. Kendi mutlu dünyanı kendin yaratabilirsin.

Rüya: Gerçekten bak mesela evinin genel dekorasyonunu sevmiyorsundur ve onu değiştiremiyorsundur ama evinde ufacık bir köşe yaratırsın kendi istediğin gibi, o köşe sana mutluluk verir. Orada kitabını okuyabilirsin mesela bambaşka bir ortam haline gelir senin için. Mevcut ortam içinde seni ne mutlu edecek, işte onu bulmak lazım. İşte o zaman hayat farklı hediyeler sunmaya başlıyor sana. Aynı bana blog’da olduğu gibi. Sadece hobi diye başlamıştım şu anda başlı başına yaptığım iş haline geldi.

Tuğçe: Rüya kendini nasıl hazırlıyor güne, nasıl başlıyor?

Rüya: Ben çok erken uyuyabiliyorum. Eğer geç uyursam ya da geç uyanırsam modum çok fazla düşüyor. Çok hareketli bir hayatım olsa dahi erken yatıp, erken kalkmaya gayret ediyorum. Elimdeki zamana özen gösteriyorum. Uyandığımda da hemen kahvemi hazırlarım ve kahvaltımı yaparım, güne başlarım. Çok uzun ritüellerim yok. Hızlı hızlı hareket etmeyi çok seviyorum. Bir tek makyaj yapmaya daha fazla vakit ayırıyorum çok seviyorum, o çok hoşuma gidiyor.

Tuğçe: Bunu youtube kanalında da görüyoruz bence. Bu arada o kadar çok youtube kanalı var ki ben artık youtube kanalları konusunda çok seçici olmaya başladım. Senin kanalını herşeyin ötesinde çok keyifle izliyorum. Gerçekten senin kanalındaki makyaj videolarından kendime notlar çıkarıyorum. Çok doğru uzunlukta ve çok güzel öneriler içeren videolar hazırlıyorsun. Bu yazıyı okuyanları ayrıca senin youtube kanalına da davet edelim, eğer bilmiyorlarsa. Eminim keyifle izleyeceklerdir.

Diğer soruma geçiyorum. Seni tanıdığımdan beri hep enerjisi yüksek bir insansın. Demin de her şeyi anlatırken içten gelen enerjinle anlattın. Bazen öyle anlar oluyor ki modumuz birden bire düşüyor. Sen böyle anlarda ne yaparsın?

Rüya: Çok kötü hissediyorsam kendimi ki öyle günlerim tabii ki oluyor. O gün hiçbir şey yapmak istemiyorum. Yaptığım işte doğası gereği sosyalleştirme gerektiren bir iş. Bazen gerçekten de yalnız olmak istiyorum, eğer şansım varsa o gün mutlaka evde kalıyorum. Hiç dışarı çıkmıyorum ve kendimle baş başa kalıyorum. Benim evim Anadolu yakasında. Aslında çok uzun araba yolculukları yapıyorum. O uzun araba yolculukları esnasında sevdiğim beni mutlu eden şarkıları dinliyorum. Arabamda mutlaka çok sevdiğim atıştırmalıklarım olur. Beni yukarı çekecek minik bir ortam yaratıyorum kendime. Bir de benim çok yakın, çekirdek bir arkadaş grubum var. Mutlaka onlarla telefonda da olsa bir saat konuşuyorum. Bu benim için bir terapi. Eğer bunlar o anda mümkün değilse ve çalışmam gerekiyorsa da direncimi arttırıp, kendimi motive ediyorum, dışarı çıkıyorum işimi yapıyorum ve bu saydıklarımı sonraki müsait bir zamanda mutlaka yapıyorum.

Tuğçe: Uzun süredir yapmak istediğin halde yapamadığın bir şey var mı? Aklına koyduğun bir şey?

Rüya: Aşırı Los Angeles’a gitmek istiyorum, çok aşık oldum ben o şehre. Enerjisi çok farklı. Tekrar oraya gitmek hatta bir müddet orada kalabilmeyi çok istiyorum. Umarım böyle bir vakit yaratabilirim. Şimdilik bu yaz buralarda olmak durumdayım gibi gözüküyor.

Tuğçe: Son soru olarak hedefleri seninle benzer olan insanlara ne önerirsin?

Rüya: Eğer blogger olmak özelinin dışında sevdikleri işi yapmaksa hedefleri bu çok büyük bir minnet ve büyük bir şans, bunu bilmeliler. Bunun içine blogger’lığı da koyarak devam ediyorum; çok çalışkan olmak lazım. Bunu da sonra yapayım, herşey yolunda gidiyor zaten dersen ve böyle davranırsan eğer geri de kalırsın. İşi ne kadar beslersen o kadar sana geri dönüyor. Düzgün ve kaliteli içerik çok önemli. Hedef kitleye uygun olacak içeriği üretmek çok önemli ve bunu disiplinle, çalışkanlıkla yapabilmek. Organik bağı koparmadan ilerlemek gerekiyor. Hayat sürprizlerle dolu, o gün neyi ne yapıyorsan o işi en güzel şekliyle yapman lazım. Olaya şöyle girmemek lazım, bir fotoğraf koyuyorsun çok para kazanıyorsun. Öyle bir şey mümkün değil. Müthiş zorluklar herkes için aynı, şunun farkında olmak lazım bu artık önemli bir sektör. Bu ciddi bir iş, bunu böyle kabul etmek gerekiyor. Bu sorumlulukla bir şeyler üretmek gerekiyor.

Henüz yorum bırakılmamış
Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu paylaşın