Pozitif Sohbet

Yeteneğim Yok Deyip Vazgeçmeyin!

  • 4 Kasım 2017

Yıllar geçse de dönem dönem ayrı düşsen de sanki hep hayatının içindeymiş gibi olan arkadaşların varya işte İrem benim için o arkadaş. İlkokul yıllarından beri tanıyorum onu. Ailelerimizin dostluğu sayesinde tanıştık ve ikimizde Beşiktaş’ta büyüdük. İrem ben bildim bileli hep çalışkan, ne istediğini bilen tabiri yerindeyse “dolu dolu” bir kız olmuştur. Hem güzel hem başarılı arkadaşımı sizlerle tanıştırmak istememin asıl nedeni ise benim son zamanlarda öğrendiğim resim yeteneği. Aktif olarak resim yapmaya başlamasını instagram’da yaptığı paylaşımlardan öğrendim. Sonraki gelişimi ise bence hayran olunası.  Aralardaki fotoğraflarla tam olarak neden etkilendiğimi  anlatabilmeyi umuyorum ama daha fazlasını görmek isterseniz muhakkak onu instagramda @rmycreatives hesabınızdan takip edin derim.

İrem kendini çok kısa tanıtır mısın?

1987, İstanbul doğumluyum. Kurumsal hayatta marka ilişkileri yönetimi ile uğraşıyorum ve işini severek yapan şanslı insanlardan biriyim diyebilirim. İş hayatı dışında başta resim olmak üzere hobilerime oldukça vakit ayırmaya çalışıyorum.

Seni çok küçük yaşlarımızdan beri tanırım ama resme ilgin olduğunu ve bu kadar yetenekli olduğunu hiç hatırlamıyorum. Resme ilgin nasıl başladı?

Resme olan ilgim aslında çok küçük yaşlarda babam sayesinde başladı. Hiç bir eğitim almadığı halde resim yapma konusunda oldukça iyiydi. Özellikle kendi ilgi alanı olan klasik arabalar, manzara resimleri, şehir siluetleri, nadir de olsa portreler ve abimle benim tüm resim ödevlerimiz… 🙂 O resim yaparken ben de mutlaka onun yanına oturur onunla birlikte resimler yapardım. Hatta şimdi bakınca kendi tablomu yapabilme hayalim, içten içe o zamanlarda oluşmuş diyorum. Ama yaptığım resimler babamınkilerin seviyesine yaklaşamadığı için kendimi pek de yetenekli olarak nitelendirmiyordum 🙂 Bir de tabii Bob Ross’u es geçemeyeceğim, en sevdiğim çizgi film bile onun programlarının yerini tutmazdı o zamanlar.

Peki sonra?

Daha sonrasında resim çok uzun bir süre hayatımda yok gibiydi açıkçası. Ben daha çok yüzme, voleybol gibi spor alanlarına yöneldim. Çok uzun seneler dans eğitimleri aldım. Her zaman hobilerine düşkün biri olmama rağmen kurumsal hayata, yoğun iş temposuna girmemle birlikte hayatı biraz oto-pilotta yaşamaya başladım ve bu biraz tatminsizliği doğurdu tabii.

O sıralar çok tesadüfi katıldığım “mindfulness academy” aslında bu anlamda dönüm noktası oldu. Academy sayesinde kazandığım farkındalıklarla, özellikle son zamanlarında kaos ve koşturma halinde geçen hayatıma bir es verme ve ona bir anlam katma ihtiyacımı anladım. Vaktim yok bahanesinden sıyrılıp, her gün kendime sadece “ben“ içerikli kaliteli vakitler yaratmaya başladım. Yarattığım bu vakitlerde sadece sevdiğim ve keyif aldığım şeylerle ilgilendim. Zaten çok kısa bir süre içerisinde de kendimi elimde kalem, kıyafet resimleri çizerken buldum. 🙂 Resim sanki içimde bir yerlerde hazırda bekliyormuş gibiydi. Gerisi de hızlıca geldi.

 

Uzun zamandır instagram’da paylaştıklarını takip ediyorum, her biri bir öncekinden daha iyi. Zamanla kendini daha da geliştirdiğini düşünüyorum. Nasıl oldu bu? Eğitim mi alıyorsun?

Birinin yönlendirmesini almadan kendi yeteneğimi keşfetmek, bana aşırı derecede keyif ve heyecan verdiği için çok uzun bir süre eğitim almak istemedim. Evime kendi yaptığım bir tablomu asma hayalimi bu süre zarfında gerçekleştirdim mesela. Daha sonrasında sadece portre için bir ay gibi kısa süreli özel ders aldım.

                

Resim yapmak sana ne hissettiriyor?

Resim yapmak zihnimi dinlendiriyor.. Hiçbir şey düşünmeden bir bakıyorum saatler geçmiş.. Resim yapmanın haricinde, yaptığım resimleri hayatın içine entegre ederek fotoğraflamaya da oldukça vakit ayırıyorum. Bu da en az resim yapmak kadar bana keyif veriyor.

                   

Bir keresinde resim yaptığın çalışma alanının bir fotoğrafını koymuştun. Çalışma alanlarına ekstra önem veren biri olarak beni çok etkilediğini söylemeliyim. Bu mekanı oluştururken nelere dikkat ettin?

Bu da benim çok eskiden beri olan hayalimdi. Resim sürecim hızla ilerleyince özellikle malzemeler arttıkça buna ihtiyaç duydum ve evin bir odasını kendi minik resim atölyeme çevirdim. İlk dikkat ettiğim şey, ferah ve aydınlık olması aynı zamanda sıcak bir hissiyat vermesi oldu. O yüzden odanın geneli beyaz ağırlıklı.. Aynı zamanda da tatlı pastel tonlarda minik çiçekli perdeler kullandım. Resim çerçevelerinde de genel olarak siyahı tercih ediyorum, zıtlıklar hoşuma gidiyor.. Bitkilerin canlılığı da bana iyi geldiği için, odanın bir köşesini de ufak çaplı botanik bahçesine dönüştürdüm 🙂

Aynı zamanda hala iş hayatının içinde olduğun için, resim yapmaya bu kadar zaman ayırmak senin için zor olmuyor mu?

Çoğunlukla zaman bulamıyorum, zaman yaratıyorum denebilir. Mesela iş çıkışı programlarımı eskiye göre oldukça azalttım. Böylelikle haftanın minimum 2-3 günü eve geldiğimde resimle ilgilenebiliyorum. Bunun dışında, özellikle seyahatlerim sırasında, temel malzemelerimimutlaka yanımda taşıyorum.. Bulunduğum atmosfere uygun resimleri spontane yapmayı ve hemen ardından o anın içinde fotoğraflamayı çok seviyorum. Şuna inanıyorum ki, kendini geliştirebilmek tamamen buna ne kadar zaman ayırabildiğinle alakalı.

 

Resim yapma konusunda yeteneği olmadığını düşünen ama resim yapmayı çok isteyen insanlara ne önerirsin?

Temel çizim kitapları ve internetteki çok çeşitli kaynaklardan faydalanarak kendi kendine başlamak iyi bir yol olabilir. Her işte olduğu gibi resim yapmaya başlamadan önce onun temellerini anlamanın önemli olduğunu düşünüyorum. Daha sonrasında bunu eğitim alarak da gelişimini destekleyebilir.

Ayrıca şunu da söylemek isterim ki; yeteneği olmadığını düşünen biri de bu konuya gereken özveriyi gösterdiğinde gayet güzel sonuçlar elde edebilir.

 

 

 

Bundan sonra nereye taşıyacaksın resim tutkunu?

Öncelikle kendimi geliştirmeye ve bu keşfi sürdürmeye devam edeceğim. Bu serüvenin beni nereye sürükleyeceğini inan ben de merak ediyorum. Ama somut bir örnek istersen, bu çizimlerimi profesyonel şekilde tasarıma dönüştürmek hayallerimden biri.

 

Henüz yorum bırakılmamış
Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu paylaşın