Korku, hayat boyunca zaman zaman karşılaşılan bir duygudur. Bazen kaygı şeklinde ortaya çıkar, bazen de öyle güçlenir ki fobiye dönüşür. Peki, korku duygusunun kaynağı nedir, neden ortaya çıkar ve nasıl baş edilir? Tüm bu soruların tek bir cevabı var: Amigdala. Haydi duygusal hafızamız diyebileceğimiz amigdalayı hızlıca inceleyelim.

Amigdala Nedir?

Beyinde duygusal olayları çözümleyip eski deneyimler ve hatıralar ile ilişkilendiren kısmın adı, amigdaladır. Amigdalanın bu işlevi, korku duygusunun da oluşmasına sebep olur. Ancak amigdalanın tek görevi, korku duygusunu yönetmek değildir. Duyguların adeta bekçisi konumundaki amigdala, başta korku olmak üzere, kaygı, öfke, saldırganlık, açlık, tokluk, cinsel dürtü, kaçış, güven ve karar mekanizması gibi pek çok duygunun denetimini sağlar.

Amigdala, beynin temporal loblarının derinliklerinde, hipotalamus bezinin üzerinde saklanan, nöronların meydana getirdiği badem şeklindeki bir hücre kütlesidir. Hatta şekli bademi andırdığı için, Yunanca kökenli olan bu ismi almıştır.

Kendi küçücük, ama işlevi boyundan büyük olan bu kütle, korku duygusunu harekete geçiren geçmiş deneyimleri hatırda tutarak öğrenme yoluyla korku koşullaması oluşturur.

Geçmişte yaşanmış korkunç bir olayın hafızada kalmasını sağlayarak benzeri bir olayın bir kez daha yaşanması durumunda hatırlatıcı bir etki yapar ve korku hissedilmesine neden olur. Buradaki amaç, kişinin hayatta kalmasını sağlamaya çalışmaktır. Amigdalası harekete geçmiş olan kişi üç şekilde eyleme geçer: Kaçarak, donup kalarak veya saldırgan bir tepki vererek…

Son olarak, bu başlıkta verdiğimiz bilgilere şu notu da bırakmadan geçmeyelim. Amigdalanın temel rolünü keşfeden ilk sinirbilimci Joseph LeDoux‘un ağzından dinlemek için; The Amygdala In 5 Minutes videosunu izleyebilirsiniz.

Fotoğraf: Pawel Czerwinski

Korkusuz Olmak Mümkün Mü?

Amigdala korku duygusunu harekete geçiriyorsa, kimi insanlar nasıl korkusuz olabiliyorlar? Bu sorunun çok basit bir cevabı var. Amigdalaya zarar veren lipoid proteinozu, bir diğer adıyla Urbach-Wiethe’nin varlığı. Duyguların hissedilmesi, korku ve empati gibi hislerin varlığı için amigdalaya ihtiyaç vardır. Ancak beyindeki amigdala hücre kütlesi, Urbach-Wiethe hastalığı nedeniyle zarar gören insanlar, korku duygusu hissetmezler. Amigdalası zarar gören bu gibi insanlar, hayatları boyunca korkusuz olarak nitelendirilir.

Yapılan araştırmalar sonucunda amigdalası zarar gören insanlarda, psikopat eylemlerin varlığı da gözlenmiştir. Ayrıca anksiyete, otizm, depresyon ve travma sonrası stres bozuklukları gibi durumlarda da amigdalanın zarar görmüş olabileceği üzerine çalışmalar yapılmıştır.

Amigdalası zarar görenler korkusuz bir hayat sürebildikleri gibi, amigdalası normalden daha büyük olan insanlarda da aşırı bir korku hali dikkat çeker.

Amigdala Kaçırması Nedir?

Amigdala Kaçırması, kısaca kontrol edilemeyen duygusal tepkiler olarak açıklanır. Kişi, onu tetikleyen bir uyarıcının varlığına maruz kaldığında, bu durumu duygusal istikrarı karşısında bir tehdit olarak algılar. Ve bu duruma aşırı veya orantısız bir duygusal tepki verir. Yani amigdala, beyindeki korteks yapının ön kısmının harekete geçmesini engeller ve ilkel kısımlara yönelir. Bu da mantıklı ve rasyonel davranmanın önüne geçer.

Şu örnek, amigdala kaçırmasını daha iyi anlamaya yardımcı olabilir: Kişi, yoğun trafik içinde sıkışıp kaldığında güçlü bir stres duygusu ile karşı karşıya kalabilir. Bu durum hayatta kalma karşısında bir tehdit unsuru oluşturmasa bile, yoğun stres duygusu nedeniyle amigdala kaçırmasına neden olur. Bedeni adrenalin ve kortizol ile yüklenir ve kontrolsüz bir şekilde tepki verebilir.

Fotoğraf: Unsplash – Ryan Snaadt

Amigdala Kaçırması ile Baş Etme Yöntemleri

Stres anlarında duygusal tepkileri kontrol altına almayı öğrenmek mümkündür. Amigdala kaçırması ile baş edebilmek için şu yöntemleri deneyebilirsiniz:

  • Farklı açılardan bakmaya çalışın. Aklınızdan geçen her düşüncenin doğruyu yansıtmayacağını unutmamalısınız. Düşüncelerinize tarafsız bir bakış açısıyla bakmayı ve bir mantık süzgecinden geçirmeyi ihmal etmeyin.
  • Nefes egzersizleri yapın. Stres anlarında derin nefesler alıp vermek, tansiyonunuzu düşürerek, kalp atış hızınızı yavaşlatır. Bu da sakinleşmenizi ve daha mantıklı düşünmenizi sağlar.
  • Yoga yapın. Yoga pratiği, beden, zihin ve ruhun bütünleşmesini sağlayarak, sizi içsel bir yolculuğa çıkarır. Ayrıca yoga pratikleri içinde yer alan doğru nefes alıp verme teknikleri, daha sakin ve huzurlu hissetmenize yardımcı olur.

Stres seviyenizin yükseldiği ya da amigdalanızın devreye girdiğini hissettiğiniz anlarda, beyninizin mantıksal kısmını harekete geçirici davranışlarda bulunmanız önemlidir.