Her zaman ilk cümleler zordur. Suya girmenin zor olması gibi. Bu kısmı atlattıktan sonrası kolay.

Pozitif Omlet’in henüz var olmadığı zamanlarda, sıra dışı aklını çocukluktan beri sevdiğim Tuğçe ile Nişantaşı’nda oturuyorduk. “İnternet’te pozitif duygular yaratacak ve bilgi verecek bir platform kurmak istiyorum” demişti. “Adına henüz karar vermedim. İşim ne olursa olsun, bunu da bir yandan yapacağım.”

Tuğçe bebeklik arkadaşım. İnsanların neye, ne kadar potansiyeli olduğunu bebekliklerinden anlamak mümkün bence. (Bunu taze bir anne olarak da söylüyorum.) “Bu kız bu işi çok iyi yapar” diye düşündüğümü hatırlıyorum. Sonuç olarak, yıllar sonra Pozitif Omlet’teyim.

Özellikle son birkaç yıldır, her yerde astroloji hakkında bir şeyler var. Ne yalan söyleyeyim. Bu hayatımda, bu alanda görünür olacağıma ihtimal vermezdim. Neden mi? Biraz kendimden bahsedeyim. Hak vereceksiniz.

Hollanda’da Delft Teknik Üniversitesi’nde yazılım ve sistem mühendisliği okudum. Yüksek ve doktorayı da Bahçeşehir’de yaptım. Google’da çalıştım. Doktoranın bir kısmında Stanford’daydım. İTÜ Teknokent’te bir yazılım şirketim var. Bütün bunlar bir araya geldiğinde, astrolojinin yolumda olması inanılmaz tutarsız geliyor dışarıdan bakınca. Ben de sadece gülerdim yıllar öncesinden bu zamanları konuşuyor olsak…

Beyoğlu’nun bilinen medyumlarından biri, eskilerin tabiriyle ahiretlik dediğim bir arkadaşım, ablam. “Sen inek öğrencisin. Şunu öğren de bana öğret. Kurslar doğru düzgün anlatmıyor” demişti. Tabii ki gülüp geçtim, defalarca reddettim. Ve birgün telefonum çaldı. Adını vermeyeceğim ama hepinizin bildiğine emin olduğum bir astrologun asistanıymış. Kursa kayıt olmuşum da bilgi veriyordu. Emrivaki üzerine gitmeye başladım. Birkaç ders sonra fark ettim ki, bu iş yazılım mantığıyla aynı. If This Then That dediğimiz, “Bu böyleyse o zaman budur” diye çevirebileceğimiz mantıkla çalışıyor. Fakat sonraki derslerde tutarsızlıkları ve öğretmeme motivasyonunu sezdim. Kendimi bildim bileli okullu olduğum için, ilk yılın sonunda kursu bıraktım. Sonra yolum, İngiltere’deki okulum ve oradaki hocalarımın beni seçip aralarına almaları ile “âhî ocağına” kadar ilerledi. Yine de yıllarca gizli tutmayı tercih ettim.

Taa ki, çocukluk arkadaşım Yelda ile buluşana kadar. “Çocukken duvarına bir tane bile poster asmayıp, mitoloji ve astroloji ile ilgili ne öğreniyorsan yazıyordun. Kitaplar alırdın Akmar’dan. Hey gidi” dedi. O kadar doğal söyledi ki… Çünkü insanların neye, ne kadar merakı olduğunu çocukluklarından anlamak mümkündü ona göre.

Ardından, en yeni arkadaşlarımdan biri olan İrem’in, “senin bu işi gizli tutma lüksün yok” deyip, üstüme ortak arkadaşlarımızı da sürmesi sonucunda olaylar gelişti. Saklanmaktan vazgeçtim.

Ve burada size, İnternet’te okuduğunuz, izlediğiniz ve sizi korkuya iten içerikler yerine; astrolojiden pozitif bir hayat için nasıl yararlanabileceğinizi anlatmak istiyorum. Korktuğunuz gibi değil. Su çok güzel, gelsenize.