Günümüzün en sık rastlanan problemlerinden dijital tükenmişlik digital burnout) dijitalin karanlık yüzü diyebiliriz. Son Gallup anketinde, katılan 100 kişiden 75’inin dijital tükenmişlik problemi yaşadığı sonucu çıkmış. Bu sonuç içinden geçtiğimiz dönemi düşündüğümüzde hiç de şaşırtıcı değil. Modern çağın hızlı temposu ve teknolojinin gelişmesi her geçen gün biraz daha dijitalleşen bir dünyayı da beraberinde getirdi. Bu duruma kolayca ayak uyduran kişiler bir hayli fazla olduğu gibi dijitalleşme sürecinin mümkün olduğunca dışında durmaya çalışanların da sayısı azımsanacak gibi değil. Ancak kabul edelim, dijitalleşiyoruz.

Artık günümüzde verimlilik ve üretkenlik kavramlarını dijital dünyadan bağımsız düşünmek pek de mümkün değil. Teknolojinin gündelik yaşamımızda ne kadar önemli bir yer tuttuğu zaten aşikar. Öte yandan, iş dünyasında da durum pek farklı değil. Dijital dönüşüm sürecine ayak uydurabilen, hatta bu süreci bir adım önden takip eden sektörler, işletmeler ve markalar kendi geleceklerini büyük ölçüde garanti altına alabiliyor. Kısacası, gündelik yaşamdan iş hayatına kadar her alanda, bizi dijital dönüşüm sürecinin basamakları karşılıyor.

Dijital Tükenmişlik (Digital Burnout) Nedir? Nasıl Başa Çıkılır?
Fotoğraf: Unsplash – Gabriel Benois / Dijital Tükenmişlik

Teknolojinin bize sağladığı fayda ve avantajları inkar etmek anlamsız olur. Ancak dijital dünyanın bir de karanlık tarafı var. Dijital dünyaya bağlı şekilde yaşamak ya da mecburi sebeplerden sürekli olarak ona maruz kalmak, dijital tükenmişlik riskini de beraberinde getiriyor. Peki, dijital tükenmişlik ne anlama geliyor? Bu durumla başa çıkmak mümkün mü? Gelin, bu soruları birlikte yanıtlayalım.

Dijital Tükenmişlik (Digital Burnout) Nedir?

Öncelikle özellikle son yıllarda adını daha sık duymaya başladığımız tükenmişlik kavramını açıklayalım. Genel tanımıyla tükenmişlik; kişilerin kendilerini fiziksel ya da ruhsal açıdan zorlayan bir duruma uzun süre boyunca maruz kalması sonucunda ortaya çıkan bir sorun. Dijital tükenmişlik ise; vaktinin büyük bölümünü dijital ortamlarda geçiren kişilerde görülüyor. Bu durum; duygusal yorgunluk, ilgisizlik, kaygı ve stres faktörlerinin artmasına yol açıyor. Özellikle iş nedeniyle çok sayıda dijital platform, yazılım ve uygulama kullanması gereken kişiler, uzun vadede hem psikolojik hem de bedensel açıdan oldukça zorlanabiliyor.

Teknolojinin gelişmesi günümüzde evden çalışma biçiminin de giderek yaygınlaşmasına yol açtı. İşin içine bir de pandemi girince evden çalışan kişilerin sayısı oldukça arttı. Bu durum dijital cihazlar ve ekranlar başında geçirilen sürenin de artmasına neden oldu. Yapılan araştırmalar ve anketler, günün yaklaşık 7-8 saatini dijital ortamlara maruz kalarak geçiren kişilerin önemli bir bölümünün dijital tükenmişlik belirtileri gösterdiğini söylüyor. Söz konusu kişiler, bu durumdan kaynaklı olarak uyku bozuklukları, verimlilik problemleri ve fiziksel sorunlar yaşayabiliyor. Peki, bu durumla başa çıkmak için neler yapılabilir? İşte, dijital tükenmişlikle başa çıkmak ve dijitalleşen dünyayla olan bireysel ilişkinizi kontrol altına almak için uygulayabileceğiniz ipuçları…

Dijital Tükenmişlik (Digital Burnout) Nedir? Nasıl Başa Çıkılır?
Fotoğraf: Unsplash – Green Chameleon / Dijital Tükenmişlik

Her An Ulaşılabilir Olmayın

Her kişinin çalışma koşulları ve saatleri bir diğerinden farklı olabilir. Elbette çalışma saatleriniz sırasında işinizin başında olmanız gerekir. Ancak mesai saatleriniz dışında, her an ulaşılabilir olmak zorunda değilsiniz. Acil durumlar haricinde, mesai saatiniz bittikten sonra size gelen mesajları ya da e-mailleri yanıtlamak için kendinize ayırdığınız zamandan çalmayın. Boş zamanlarınızda aklınız işinizde ya da sorumluluklarınızda olduğu sürece dinlenmekte ve zihninizi boşaltmakta zorlanırsınız. Bu durumda da ertesi iş gününüzü daha stresli ve yorgun şekilde geçirebilirsiniz.

Çalışma Saatlerinizi Düzenleyin

Eğer işiniz ve görev tanımınız buna izin veriyorsa çalışma saatlerinizi belirli görevler doğrultusunda düzenleyin. Örneğin, size gelen mesajları günün yalnızca belirli saatlerinde yanıtlayın. Bu sayede sürekli olarak mailinizi ve mesajlarınızı kontrol etmek durumunda kalmazsınız. Öte yandan, size üst üste gelen iletiler nedeniyle bunalmış ve boğulmuş hissetme riskinden kaçınabilir, daha sakin bir şekilde çalışabilirsiniz.

Dijital Tükenmişlik (Digital Burnout) Nedir? Nasıl Başa Çıkılır?
Fotoğraf: Pexels – Nataliya Vaitkevich

Gereksiz Bildirimleri Kapatın

İş için kullandığınız bilgisayarınızda ve telefonunuzda, yalnızca gerçekten ihtiyaç duyduğunuz uygulamaları ve yazılımları bulundurun. Kullanmadığınız uygulamaların bildirimlerini kapattığınızdan emin olun. Böylece çalışırken dikkatinizi daha kolay bir şekilde toplayabilir, ekranınızdaki karmaşaya bir son verebilirsiniz.

Kendinize Vakit Ayırın

İşten arta kalan zamanlarınızı işi düşünerek ya da yine dijital ortamlara maruz kalarak geçirmekten kaçının. Saatler boyu çalıştıktan sonra yorulan zihninizin dinlenmeye ihtiyacı olduğunu unutmayın. Dilerseniz boş zamanlarınızda da kendinize çevrim dışı kalabileceğiniz zaman dilimleri yaratın. Gün içinde birkaç saatliğine sosyal medya detoksu yapmak ya da maillerinizi kontrol etmekten vazgeçmek bile fiziksel ve psikolojik açıdan daha iyi hissetmenizi sağlayabilir.

Hareketsiz Kalmaktan Kaçının

Saatler boyunca aynı pozisyonda oturmak, uzun vadede bel, sırt, omuz ve boyun ağrılarını beraberinde getirebilir. Uzun süre ekrana bakmak da başınızın ya da gözlerinizin ağrımasına yol açabilir. Öte yandan, hareketsiz geçirdiğiniz günlerin sonunda uykuya dalmakta zorlanabilirsiniz. Ertesi gün ise yorgun ve keyifsiz şekilde uyanabilirsiniz. Bu tip sorunlarla karşılaşmamak için tümüyle hareketsiz kalmaktan kaçının. Basit egzersizler bile kendinizi ruhen ve bedenen daha enerjik ve mutlu hissetmenize yardımcı olabilir. Hiç vaktiniz olmadığı günlerde, yalnızca 10 dakika boyunca esneme hareketleri yapabilir ya da bulunduğunuz odanın içinde yürüyebilirsiniz. Bu esnada zihninizi dinginleştirebilir ve işinizin başına döndüğünüzde daha verimli şekilde çalışabilirsiniz.