Hangimiz bu soruya rasyonel bir cevap verebilir?

Bundan 5 sene önce tam bu vakitler bana bu soruyu soracak olsaydınız, muhtemelen cevabım “umuyorum ki kurumsal hayatı bırakmış olurum” olurdu. Ancak bugün olduğum kişiye dönüşeceğime dair en ufak bir fikrim olmadığını söylemeliyim….

Bir mülakata gittiğinizde önünüze çıkacak muhtemel sorulardan biri “Kendinizi 5 yıl sonra nerede görüyorsunuz?” oluyor. Y kuşağının baby-boomerlarca ya da X kuşağınca belirlenmiş bir çerçevede kendini belirli bir kuruma, kariyere ya da amaca adaması bekleniyor. Du. Du’yu ayırıyorum; zira bu beklentinin karşılanamayacağını idrak eder gibiler artık. Y kuşağı insanının emekli olana kadar kendisine biçilmiş bir kaderi yaşayacağını düşünmüyorum. Girişim bizim kumaşımızda var!

Fotoğraf: Pexels – Cotton Bro / Kendinizi 5 Yıl Sonra Nerede Görüyorsunuz?

Girişim Bizim Kumaşımızda Var!

5 Yıl = 1.825 Gün = 109.500 saat

Hayat kendi amacına vakit ayırdığın ve şanslıysan – ya da kendi şansını yarattıysan- bu vakit karşılığı hayatını da idame ettirebildiğinde; evrilen, dönüşen ve daha akışkan bir yapıya sahip oluyor.

Diyelim ki bir kariyer peşinde 30’larını karşılayan bir kişisin. Bu kariyer gereği lisans eğitimiyle kalmadın ve kendini geliştirebileceğin birçok eğitim daha aldın. 5 yıl sonra beklentin ne olabilir? Bir üst kademede bir ünvan? Daha fazla para? Seçenekler artırılabilir mutlaka. Ama yine de sınırlı gelmiyor mu?

Seni kendine yaklaştıran, yeteneklerini ortaya koyduğun, ruhsal olarak da iyi hissettiğin; özetle sevdiğin şeyi işin olarak icra ettiğinde bir havuzun kulvarında değil daha geniş, hatta sonsuz bir okyanusta yüzme imkanına sahip olabilirsin. Her yeni gün hayatın renklerini keşfetmek için ayrı bir fırsat. Ve zaman o kadar değerli ki parayla ölçülebilir değil. O yüzden hayatının belki de %80’ini adadığın, geri kalan %20’de de yaptığın iş, edindiğin sosyal çevre, beslenme ve uyku alışkanlığı, vs. ile aslında yaptığın her şeyin o evrende seni olduğun kişiye dönüştürmesi de söz konusu. Markan, ünvanın kimliğin haline dönüşüyor. Bütün bunların içinde ne kadar yaratıcı yönünü açığa çıkarabilir, hakiki benliğini nasıl keşfedebilirsin. Bunlar hep soru işareti…

Fotoğraf: Unsplash – Loic Leray / Kendinizi 5 Yıl Sonra Nerede Görüyorsunuz?

Bugün bir hamalla tanıştım…

Bugün bir hamalla tanıştım. Bu tanışma bana hayatı çok düşündürdü. Bu adam seçim şansı olsa günde 100-200 lira yevmiyeyle onlarca kg ağırlığı taşıdığı ve muhtemelen çok yorulduğu ve yıprandığı bir işi yapar mıydı? Seçim şansı olsa… Altını çizmek gerek.

Seçim şansı olan, belli bir zeka ve entellektüelite seviyesine sahip ve muhtemelen de en azından bir konuda yetenekli olan sevgili sen, acaba parayla satın aldıklarının bağımlısı olmaya biraz ara versen/ azaltsan ve paralelde bir başka şey yapmak adına girişimde bulunsan nasıl olurdu? Sadece soruyorum. Kesinlikle işini severek yapan kimseyi eleştirmeden, yalnızca hayatını şikayetler üzerine inşa etmiş ve 5 sene sonra “bilmem kim” olma hayaliyle kendini sınırlandıran “Sen”e konuşuyorum. Eğer o kişi sensen harekete geçme, kendini bulma ve kendi çöplüğünün kralı /kraliçesi olma vaktidir belki de şimdi… Belki de değildir. Hayat senin <3