Türkiye’de en çok satanlara tepesinden giriş yapan Paulo Coelho’nun kitabı Simyacı, kişisel gelişim kitapları söz konusu oldu mu mutlaka her listede yer alıyor. Peki Coelho’nun masal ile tarih arasında gidip gelen bu romanının sadece Türkiye’de değil bütün dünyada ses getirmiş Simyacısını bu kadar özel kılan şey nedir? Bu yazıda kendini arayan her insanın mutlaka yollarının kesiştiği Simyacı’dan bahsediyoruz.

Simyacı Endülüslü bir çoban Santiago’nun hikayesi. Santiago’nun annesi ve babası onun rahip olmasını istemiştir. Fakat Santiago, 16 yaşına geldiğinde rahip değil bir gezgin olmak istediğini ve bunu da çoban olarak yapabileceğini söyler. Babasının verdiği parayla koyun sürüsü alan Santiago için gezginlik hikayesi başlar, fakat Santiago çobanlığın getirdiği mevki düşüklüğünü de düşünerek kendi kararını sorgular. Zira çoban olarak gezdiğinde bütün günleri birbirine benziyordu ve Santiago aradığı gezgin hayatının bundan ibaret olmadığını düşünür.

simyacı
Fotoğraf: Ebru Mutlu

Santiago, gördüğü bir rüyanın da etkisi altında kalarak Mısır Piramitlerine gitmeyi kafasında tartar ama bundan da emin olmadığı için gördüğü rüyayı bir falcı kadına anlatır. Falcı kadın ile konuşması kendini tatmin etmiş olmasa da sonrasında karşılaştığı ve kendisini Salem Kralı olarak tanıtmış yaşlı bir adamla konuştuktan sonra hayatının başka bir yöne çekilebileceğini anlar. Bunun için, Santiago’nun yapması gereken evrenin kendisine gönderdiği işaretleri görmek konusunda gözlerini ve gönlünü açık tutması gerekmektedir. Bu bilgiyle Santiago, Mısır Piramitlerine doğru yola çıkar. Tam da bu yolculuğu kitabın yayınlandığı yıldan beri hayatında yolunu kaybettiğini düşünen her okuyucuya rehber görevi görüyor.

 “Bir şeyi gerçekten istersen,” demişti yaşlı adam ona, “onu gerçekleştirmen için bütün Evren iş birliği yapar.”

Peki istediğimiz bir şeyi gerçekten istediğimizde Evren’in bize gönderdiği işaretleri nasıl anlayacağız? Bunun için Paulo Coelho yeryüzünde herkesin anladığı bir dilin varlığı olduğunu söyler Simyacı’da. Sözcüklerin gerekli olmadığı bu dili öğrenilirse, dünya da Evren’in işaretleri de anlam kazanır. Dilin önemi sadece hayattaki kişisel efsanemizi gerçekleştirirken değil, hayatımızda sahip olduğumuz diğer değerler için de vardır.

“Hazineye ulaşmak için işaretlere dikkat etmen gerekiyor. Tanrı, herkesin izlemesi gereken yolu yeryüzüne çizmiştir, yazmıştır. Senin yapman gereken, senin için yazdıklarını okumak yalnızca.”

Peki, bu dili konuşamadığımız takdirde başımıza neler gelebilir? Bu durumda, değer verdiklerimiz bizim için engel haline gelecektir. “Değeri bilinmeyen her lütuf felakete dönüşür.” derken Paulo Coelho’nun dediği şey tam da bu. Sahip olduğumuz iş, çıktığımız yol, karşılaştığımız insanlar ve deneyimlerimiz yanlış yorumladığımız takdirde bizim için felakete dönmeyecek olsa bile ayaklarımızı bağlayan yükler haline dönüşecektir. Bu da kişisel efsanemiz için çıkmamız gereken yolda bize engel olmasa bile ağırlık olarak dönecektir.

Fotoğraf: Can Yayınları / Paulo Coelho – Simyacı

Simyacı’da Santiago üzerinden Paulo Coelho tam da bize bunu söylemeye çalışıyor. Kişisel efsanenizde yaşadığınız her şey kolay olmayabilir, karşılaştığınız her insan size iyilik getirmeyebilir; ama bu süreçte hiç değişmeyecek bir şey varsa o da hafif bir yürek, güçlü bir zihin. Kişisel efsanede yer alan hedeflere ulaşmadaki güçlükler sizi geciktirse de bir insan evrenin kendisine gönderdiği mesajları okuyabildiğiniz takdirde gecikmeler sadece gecikmelerden ibaret olur. Ayaklarınıza bağlı yükler, kişisel efsanenizi imkansız kılan engeller değil.

Paulo Coelho’nun Simyacısını ya da sonrasında çıkardığı kitapları eleştiren veya Simyacı’nın mesajını “yalancı bilim” olarak nitelendiren eleştirmenler kitabın popülarite kazandığı yıllardan beri bulunuyor. Bizim söyleyeceğimiz ise, Simyacı’yı okurken güzel bir hikaye okuduğunuzu unutmamak. Kitap sona erdiğinde eğer kendinize ilham verecek sözler ve mesajlar bulabiliyorsanız, kim bilir? Belki de Simyacı belki de kendi “kişisel efsane”nizi başlatmak için karşınıza çıkmış ortak dilin getirdiği bir işarettir.

Ana fotoğraf: Tuğçe Baykut Pınar

Daha fazla kitap incelemesi ve yorumu için; https://pozitifomlet.com/iyi-yasam/kitap-podcast/

Yazarımız Ebru Mutlunun sevdiği kitap, dizi ve filmleri paylaştığı Instagram hesabı ilginizi çekebilir; https://www.instagram.com/bridgetotherapia/