Başarı çok yoğun olmakla mı geliyor gerçekten? Çok çalıştığınızı düşünün ama öyle bir çalışma temposu düşünün ki; hayatınızın dengeleri bozuluyor. Kendinize, ailenize ve hobilerinize ayırdığınız zamandan bile çalarak çalışmaktan bahsediyorum. Sizce başarıyı bu döngü ve bu yoğunluk mu getiriyor? Dönemsel bir yoğunluk değil bahsettiğim hatta öyle bir yoğunluk ki kendimize ayıracağımız biraz zaman kalsa bir şeylerden korkmaya başlıyoruz.

Kendimde de bir süre önce tespit ettiğim bir yanlış etiketleme sorunuyla karşı karşıyayız. O kadar böbürleniyoruz ki; nasıl olduğumuz sorulduğunda içi dolu dolu bir “aşırı yoğunum” atıyoruz ortaya. Karşımızdaki de aynı şeyi söylerse bu sefer somut örneklerle yoğunluğumuzun tahmin edilenin ötesinde olduğunu ispat etmeye çalışıyoruz.

Bunun farkında bile olmuyoruz çoğu zaman. Peki neden buna ihtiyaç duyuyoruz sizce? Acaba yoğun olmadığımız zaman çalışmadığımızın ya da az çalıştığımızın düşünüleceğini mi sanıyoruz? Farklı bir anlam mı yükledik acaba “yoğun olmaya”? Üretkenlikle mi karıştırıyoruz?

Pandemi öncesi dönemde bir süredir Londra’da yaşayan yakın bir arkadaşım İstanbul’a geldiğinde sohbet ederken düşünmeye başladım bu konuyu. Çalıştığı şirkette birkaç defa mesaiye kaldığında üst yöneticisi tarafından kenara çekilmiş. İş – zaman yönetimi ve dengeler üzerine gayet çözüm odaklı bir konuşma gerçekleşmiş aralarında. Kısacası bir sorun olduğu düşünülmüş.

Yoğun olmayı farklı kavramlarla karıştırıyoruz bence ve şunu düşünmüyoruz: Burada çözmem gereken farklı bir sorun olabilir mi? Gerçekten bu kadar yoğun olmam verimliliğimi etkiliyor mu? Dinlenemedikçe günü daha verimli kullanamayıp, çalışma saatlerimi uzatıyor olabilir miyim? Bu durumu iyileştirebileceğim ve benim etki alanımda olan neler var?

Fotoğraf: Felipe Furtado

Çözümü var mı?

Son dönemde çaresi olmayan bir yoğunluğa maruz kaldığımı düşünüyordum. Size kendi söküğümü diktiğimi söyleyemem ya da uygulanabilecek ideal bir reçete veremem. Ancak son dönemde Elon Musk dahil bu konuda başarılı olmuş birkaç ismin yaptıklarını uygulamaya başladım ve faydasını gördüğüm birkaç önemli öneriyi sizlerle paylaşmak istedim. Belki aralarında kendi hayatınıza uygulayabileceğiniz bir şeyler çıkar.   

  • Artık takvimime atılan her toplantının amacını ve içeriğini sorguluyorum. İlk başlarda itici olduğumu düşünüyordum ancak fark ettim ki durum tam tersi. Katılımımın gerekli olmadığı toplantılarda ise bulunmuyorum. Ancak en önemlisi eğer yönetimi benim elimdeyse, toplantıları tam bitmesi gereken zamanda bitiriyorum. Elimde olmayanlar için ise toplantı organizatöründen zamana sadık kalınması konusunda destek rica ediyorum.
  • Günü planlayarak başlıyorum. Kaçınılmaz olarak çok toplantılı bir gün beni bekliyorsa yarım saat önce bilgisayar başına oturuyorum ve emailleri açmadan günü planlıyorum. Böylece önceliklendirme yapıyorum ve vakit ayıramayacağım işleri  o günün listesine almıyorum. Bu “yetememezlik” hissini de azaltmana yarıyor.
  • Enerji ve vakit kısıtlı. Yapmak istediklerim konusunda daha seçici davranıyorum. Çünkü yapmaya karar verdiğimiz her şey aslında farklı bir şeyden de vazgeçmek anlamına geliyor. Bunu gerçekten yapmak istiyor muyum? Yani karşılığında X bir şeyden fedakarlık etmem gerekecek, buna değecek mi bir şey mi?
  • Aralarda kendinize meydan okuyun. Planladığınız işi daha erken bitirebilmeniz mümkün mü? Bir bakın. Bazen konfor alanımızdan çıkıp, kendimizi zorladığımızda potansiyelimizi fark etmek hatta yükseltmek mümkün oluyor.
  • Dikkat bölücülerden uzaklaşın. Planladığınız işi bitirmek için mümkünse dikkatinizi dağıtacak şeyleri kapatın. Televizyon, mailler hatta yapabiliyorsanız telefonunuzu arka odada bırakın.
  • Ertelemeyin. Ertelemenin en büyük ilacı planlama. Örnek verecek olursam; uzun süredir çok istediğim bir eğitimi Udemy’den satın aldım. Ancak bir türlü eğitimin başına oturamadım. Hevesle satın aldığım ve en sevdiğim yazarlar tarafından verilen bu eğitimi sürekli ertelediğimi fark ettim. Çünkü bu işi ne zaman yapacağımı bugüne kadar planlamamıştım. Bu yüzden de hep erteledim ya da o eğitime diğer işler yüzünden vakit bulamadım. Yakın zamanda yaşadığım bu örnek, motivasyonumun bu kadar yüksek olduğu bir eğitimi bile planlama yapmadığımda nasıl geri planda bıraktığımı ve ertelediğimi oldukça iyi algılamamı sağladı.
  • Artık takvimime atılan her toplantının amacını ve içeriğini sorguluyorum. İlk başlarda itici olduğumu düşünüyordum ancak fark ettim ki durum tam tersi. Katılımımın gerekli olmadığı toplantılarda ise bulunmuyorum. Ancak en önemlisi eğer yönetimi benim elimdeyse, toplantıları tam bitmesi gereken zamanda bitiriyorum. Elimde olmayanlar için ise toplantı organizatöründen zamana sadık kalınması konusunda destek rica ediyorum.
  • Enerji ve vakit kısıtlı. Yapmak istediklerim konusunda daha seçici davranıyorum. Çünkü yapmaya karar verdiğimiz her şey aslında farklı bir şeyden de vazgeçmek anlamına geliyor. Bunu gerçekten yapmak istiyor muyum? Yani karşılığında X bir şeyden fedakarlık etmem gerekecek, buna değecek mi bir şey mi?
  • Aralarda kendinize meydan okuyun. Planladığınız işi daha erken bitirebilmeniz mümkün mü? Bir bakın. Bazen konfor alanımızdan çıkıp, kendimizi zorladığımızda potansiyelimizi fark etmek hatta yükseltmek mümkün oluyor.
  • Dikkat bölücülerden uzaklaşın. Planladığınız işi bitirmek için mümkünse dikkatinizi dağıtacak şeyleri kapatın. Televizyon, mailler hatta yapabiliyorsanız telefonunuzu arka odada bırakın.

Unutmayın başarılı ya da çalışkan olmak çok yoğun olmak anlamına gelmiyor. Verimli çalışarak ve doğru çalışma yöntemlerini uygulayarak çok daha başarılı olabilirsiniz.

Madem yazının içinde ismi geçti, Elon Musk’ın bir sözüyle bitirelim.

Bir şeyin en iyisini yapmak için azami derecede özenli olun. Hatalı ve çalışmayan şeyleri tespit edip düzeltin.

Belki bugün sizi yoğunluğa hapseden şeyleri tespit etmeye çalışarak başlayabilirsiniz.